Craniopharyngiomas
Kraniofaringiomalar çocukluk çağında ya da yetişkinlik döneminde görülebilirler.
Çocukluk çağında genellikle adamantinamatöz tip yetişkinlikte ise papillary tip en sık görülür.
Kraniofaringiomalar görme kaybına ve endokrin yetmezliğe neden olurlar. bazı hastalarda baş ağrısı, mide bulantısı ve kusma yaparlar. Kanda sodyum kaybına neden olarak hiponatremi yaparlar. Bu nedenle tanı ve tedavi için öncelikle Beyin MR çekilmesi ve sonrasında endokrin değerlendirmelerinin yapılması şarttır.
Tedavide 3 yol izlenebilir:
1- Yakın takip: Tesadüfen yakalanan kraniofaringiomalar eğer çok küçükse ve henüz hiçbir bulgusu yoksa ameliyat edilmeden önce büyüme eğilimleri yakın takip ile gözlenebilir. Bu arada sık sık Mr çekilir ve endokrinolojik tetkikler yapılabilir. Eğer hasta çocuksa bu sayede normal büyümesi için fırsat tanınmış olur.
2- Ameliyat yapılması: Kraniofaringimaların en önemli tedavisi ameliyattır. Tümör tam olarak çıkarılırsa bir daha tekrar etmez. Kraniofaringiomalar ameliyatla tam olarak çıkarılabilirler. Çünkü kraniofaringiomalar ekstraarakoid tümörlerdir.
Etraflarında kendilerini beyinden ayıran ince bir zar bulunur. Bazı kraniofaringiomalar ise beyne çok yapışık olup beyinle arasındaki ince zar yer yer tahrip olmuştur. Bu türden yapışık olanlar görme sinirlerini veya Hipotalamus dediğimiz beynin en hassas bölgelerini istila etmiş olabilirler.
3- Radyoterapi (Şua ya da ışın tedavisi): Ameliyattan sonra tümör tam olarak çıkarılamaz ise uygulanabilir. Işın tedavisi yapmanın şartı yeniden oluşan tümörün görme sinirine en az 5 mm uzaklıkta olmasıdır. Görme sinirinin üzerinde tekrar büyürse ve ışın tedavisi yapılırsa ışın tedavisi sonrasında körlük gelişebilir.
Kraniofaringioma Ameliyatı: Kraniofaringioma ameliyatları ya kafatasını açarak yani kraniotomi yaparak ya da burundan girilerek transsfenoidal yöntemle yapılır.
Her iki yöntemde de mikroskopik ve endoskopik teknikler mevcuttur. Mikroskop ve endoskop tümörü yakından görmemizi sağlayan cihazlardır. Halk arasında kafasını açarak yapılan ameliyatlara açık ameliyat endoskop kullanılarak yapılan ameliyatlara kapalı ameliyat deniyor. Bunlar tamamen yanlış ifade tarzlarıdır. Biz beyin cerrahları olarak bu terimleri kullanmıyoruz ve açık ya da kapalı ameliyat terimlerini kullanmak bu ameliyatlar için doğru değildir. Çünkü her türlü ameliyatımızda kafatasını ya yukarıdan ya aşağıdan açarak ve görerek ameliyat yapmak zorundayız. Beynin bu bölgesinde görmeden etrafı karıştırmak cinayet sayılır.
Kraniofaringioma ameliyatları son derece önemli ameliyatlarıdır. Çünkü;
1- Kraniofaringiomalar tam çıkarıldıklarında bir daha tekrar etmezler.
2- Görülme sıklıkları az olduğundan bu ameliyatları yapan beyin cerrahı sayısı azdır. Bu ameliyatlarda tecrübe son derece önemlidir.
3- Ameliyattaki amaç tümörü çıkarmak, görmeyi korumak ve mümkünse endokrin fonksiyonları koruyacak şekilde sadece tümörü çıkarmaktır.
4- Yetişkinlerde bu ameliyatların çoğunu burundan endoskop yardımıyla transsfenoidal yöntemle çıkarmak en iyi yöntemdir.
5- Çocuklarda supraorbital yaklaşım ya da diğer kraniotomi yöntemleri yani kafatasını açarak bu ameliyatı yapmak birçok hastada daha uygun olabilir. Çünkü çocuklarda henüz burun yapısı ve burnun arkasındaki sinüsler tam gelişmediğinden ameliyatta burun iç yapısı ve koku ile ilgili sıkıntılar ortaya çıkabilmektedir.
6- Bazı yetişkinlerde burnun arkasındaki kemiklerin yapısı burundan ameliyat yapmayı son derece riskli hale getirir. Bu durumda kafatasını açarak ameliyatları yapmayı tercih ediyorum.
7- bazı çocuklarda ise tümörün yerleşimi hipofizin altında ve beyin sapına doğru oluyor onlarda da zorunlu olarak kafatasını açmak yerine burundan ameliyat yapmayı tercih ediyorum.
8-Nadiren bazı hastalarda tümör hipotalamusa ayrılmayacak şekilde yapışık olabilir. Görme sinirine ayrılamayacak şekilde girmiş olabilir ya da beyin sapına doğru büyüyerek ana damarların etrafını çevirmiş olabilir. Bazıları ise beynin derin yapılarını besleyen mikrodamarın arasında girerek kendine yer edinmiş olabilir. Bu durumda ameliaytı yapan cerrah tümörün yapışık ve çıkarılamayacak kısımlarını bile bile yerinde bırakabilir. Bu durumda kalan kısımlara radyoterapi yani ışın ya da şua tedavisi adını verdiğimi tedavi yapılabilir.
9- Tümör yatağına tümör çıkarıldıktan sonra ommaya rezervuar ismini verdiğimiz bir rezervuar konarak tümörün tekrar kist oluşturması halinde uzun yıllar kisti bir iğne ile ciltten boşaltılabilir. Böylece çocuğa büyümesi için zaman kazandırılabilir. Bazı cerrahlar tümörü çıkarmadan ommaya rezervuar ile takip etmektedirler. Bence öncelikle tümör çıkarılmalı sonra yatağına rezervuar konulmalıdır. Bazı cerrahlar ise tümör çok büyük olduğunda önce ommaya rezervuar ile tümörün kistini küçültmeyi, beyni rahatlatmayı daha sonra ikinci bir seansta tömürü çıkarmayı denemektedirler. Her hastanın tümörü ayrı riskler ve problemler taşımaktadır. Bu nedenle son derece farklı tedavi yöntemleri uygulanabilmektedir. Hastaların kendilerine göre en uygun tedaviye karar vermek için birkaç farklı beyin cerrahına danışmalarında fayda vardır.
Yanda ve aşağıda bazı hasta örnekleri bulacaksınız:
Case study 5:
Endoscopic craniopharyngioma surgery:
A 15-year-old male patient presented with pituitary insufficiency prior to surgery. After complete endoscopic removal of the craniopharyngioma, he is continuing with his pre-operative treatments.
Case study 1:
Endoscopic craniopharyngioma surgery:
A 29-year-old female patient presented with a giant craniopharyngioma. I completely removed the tumor using an endoscopic procedure. This was a surgery I performed 7 years ago. I showed the details of the endoscopic surgery in the video.
Case study 2:
Endoscopic craniopharyngioma surgery:
The following case involves a 57-year-old police officer. He presented with complete blindness in both eyes prior to surgery. Following the surgery, his vision in both eyes returned to near full capacity, and he is now back on duty.
Case Study 3
Microscopic craniopharyngioma surgery:
The following patient is a 9-year-old male. He presented with headache, excessive urination, and vomiting after eating. Prior to surgery, he had an imbalance in his blood sodium levels. I performed the surgery via a supraorbital approach through the right eyebrow. Postoperatively, he is continuing treatment with Minirin for diabetes insipidus. He is being followed up by pediatric endocrinology.
Case study 4:
Endoscopic craniopharyngioma surgery:
A 40-year-old male patient. He experienced no complications after surgery. His endocrine system is functioning properly, and he has returned to a healthy life and is continuing to work.























